Türkiye'de Seçim Sistemleri ve Seçimlere Etkisi - Siyasal Özgürlükler Perspektifinden Öneriler

Bireylerin hayatlarını kendi inanç, arzu, yetenek ve hayalleri çerçevesinde şekillendirebilmek için ihtiyaç duydukları en temel değer “özgürlük”tür. Özgürlük olmaksızın bireyler, maddi, manevi ve entelektüel olarak sahip oldukları potansiyeli pratiğe aktaramaz. Özgürlüksüz bir ortamda bireyler başkalarının kendileri için uygun gördükleri hayatları yaşarlar. Böyle bir yaşamın bireylerin “mutluluğu arama hakkı”nı elden aldığına şüphe yoktur.

Özgürlüğün başlıca üç boyutundan bahsedilebilir: Sivil, ekonomik ve siyasal. Sivil özgürlükler, düşünce ve ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, toplanma özgürlüğü, seyahat özgürlüğü gibi özgürlükleri içerip, bireylere devletten veya diğer bireylerden gelebilecek müdahaleler olmaksızın hayatlarını sivil toplumda diledikleri gibi sürdürebilme imkânı tanır.

Ekonomik özgürlükler, bireylerin kendi bedenleri, benlikleri ve taşınır-taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyetlerini diledikleri gibi kullanabilmeleri hakkını içerir.

Ekonomik özgürlük sayesinde bireyler, yaşamlarını arzuladıkları gibi kurgulamak için ihtiyaç duydukları maddi imkânlara ulaşır.

Son olarak, siyasi özgürlükler seçme, seçilme, siyasi parti kurabilme gibi özgürlükleri içerir. Bu özgürlükler temelinde bireyler kamusal alanda kendi hayatlarını da ilgilendiren kararların alınması süreçlerine katılma hakkı elde ederler. Siyasi özgürlüğün sınırlandırıldığı bir siyasal sistemde bireyler kamusal alanda kendi hayatlarını daha iyiye götürecek kararların alınmasına katkı verme; aleyhlerine olabilecek düzenlemelere de karşı koyabilme, meydan okuyabilme şansından mahrumdur.

Demokratik siyasal sistemler, siyasal özgürlüklerin tanındığı politik sistemlerdir. Ancak bu sistemlerde de seçim kanunları, siyasal partiler kanunları gibi yasal düzenlemeler siyasal özgürlükleri önemli oranda sınırlayabilmektedir. Prof. Dr. Tanju Tosun tarafından kaleme alınan bu çalışmada, siyasal özgürlüklere yönelik çok önemli etkisi olan “seçim sistemleri” ele alınmakta ve farklı seçim sistemlerinin siyasal özgürlükler açısından sonutçları özellikle “temsilde adalet” kavramı ekseninde irdelenmektedir. Temsilde adaletin yüksek olduğu bir siyasal sistem, siyasal katılım ve temsilin, dolayısıyla siyasal özgürlüğün yüksek olduğu bir sistem olarak kabul edilebilir.

Türkiye, siyasal özgürlüklerin yasal düzenlemeler ile önemli oranlarda kısıtlandığı bir demokrasidir. Halihazırda Türkiye’de uygulanan seçim sistemi özellikle sahip olduğu %10luk ülke barajı ile siyasal katılım ve temsilde adaletin, dolayısıyla da siyasal özgürlüğün önünde büyük bir engel teşkil etmektedir. Yönetimde istikrar ilkesini gözardı etmeden “temsilde adaleti” gerçekleştirme doğrultusunda yapılacak bir reform ile Türkiye’de bireysel özgürlüğün en temel köşe taşlarından birisi olan “siyasal özgürlükler” güçlendirilebilir. Böyle bir reform bireysel özgürlüğü güçlendirdiği gibi Türkiye’nin Dünya demokrasileri klasmanında da yukarılara çıkmasına hizmet edecektir. Bu çerçevede Özgürlük Araştırmaları Derneği’nin Liberal Perspektif: Rapor serisinden çıkan “Türkiye’de Seçim Sistemleri ve Seçimlere Etkisi: Siyasal Özgürlükler Perspektifinden Öneriler” başlıklı bu çalışmanın 7 Haziran 2015 genel seçimleri sonrasında Türkiye’de yeniden gündemin üst sıralarına oturan seçim sistemi tartışmalarına bir ışık tutması ümid edilir.

Hakkımızda

Özgürlük Araştırmaları Derneği 2014 yılında kurulmuş olan ve klasik liberal bir çizgiden Türkiye'deki Kamu Politikaları Araştırmaları alanındaki boşluğu doldurmak için faaliyetler düzenleyen bir düşünce kuruluşudur.

Haber Kaynağı

Gelişmelerden haberdar olmak için E-posta listemize kaydolun.