Bican Şahin

Başkan



Düzenleyici Kuruluşlar ve Piyasa Ekonomisi

Liberal demokratik bir siyasal ve ekonomik düzeni, siyasal alanda, vatandaşların kamusal kararları doğrudan veya dolaylı olarak temsilcileri eliyle almaya yetkili olduğu; ekonomik alanda, vatandaşların ekonomik ihtiyaçlarını gönüllü mübadeleler temelinde karşıladığı bir düzen olarak niteleyebiliriz. Yani, liberal demokratik bir sistem siyasal alanda demokrasi; ekonomik alanda ise piyasa ekonomisi sütunları üstünde yükselir. Bu iki sütunun temelinde de hukuk devleti/hukukun üstünlüğü ilkesi yatar.

Piyasa ekonomisi insanların maddi ihtiyaçlarını karşılama arayışı içinde ortaya çıkıp, binlerce yıllık insan tecrübesi sayesinde kurum ve kuralları olgunlaşmış bir ekonomik örgütlenme modelidir. Bu model, bireylerin sahip olduğu ekonomik varlıkları gönüllülük temelinde mübadele etmesine dayanır. Piyasa ekonomisinde bireyler sahip oldukları ekonomik varlıkları bir başkasına vermeye zorlanamazlar. Bu yönüyle piyasa ekonomisi bireylerin baskı altında olmaması anlamına gelen özgürlükle uyum içindedir. Piyasa ekonomisi, etkinlik açısından da alternatiflerinden üstündür. Piyasanın, merkezi planlamaya dayalı kumanda ekonomisi ve karma ekonomi modellerine göre çok daha fazla zenginlik ve refah yarattığı, çok daha fazla sayıda insanı yoksulluk sınırının üstüne taşıdığını 20. Yüzyıl tecrübesi gösterdi.

Öte yandan, hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir düzeni, çok genel olarak, bir toplumun siyasal, sosyal ve ekonomik ilişkilerinin açık, genel, bilinir ve öngörülebilir kurallar temelinde yürütüldüğü bir düzen olarak nitelendirebiliriz. Bir hukuk devletinde sadece yönetilenler değil yönetenler de bu genel kurallara tabidir. Bir cümleyle ifade edersek, hukuk devletinin alametifarikası, orada güçlünün otomatik olarak haklı olmamasıdır. Hukukun üstünlüğü ilkesinin geçerli olduğu bir düzende, birey haklı ise gerek ekonomik gerekse de siyasi olarak kendisinden güçlü olanlar karşısında bile hukukun koruması altında olacaktır.

Piyasa ekonomisinin gerek bireysel özgürlüğe gerekse de ekonomik etkinliğe uygun sonuçlar üretmesi onun hukuk devleti prensibine dayanması ile mümkündür. Piyasa ekonomisi hukuk devleti ilkesinden ayrıldığında “yandaş kapitalizmi” (crony capitalism) adını verdiğimiz sisteme evrilecektir. Yandaş kapitalizminde üreticiler arası rekabet olmayıp, kayırmacılık, yolsuzluk ve etkinsizlik esastır. Bu ekonomiler refah yaratamaz. Yandaş kapitalizminin hâkim olduğu yerlerde belki bir miktar zenginlik yaratılabilir. Ancak, bu ülkeler kolay kolay zengin, müreffeh toplumlar arasına katılamaz. Orta gelir tuzağını yandaş kapitalizmi ile aşmak pek mümkün değildir.

Piyasa ekonomisinin rekabetçilikten uzaklaşıp yandaş kapitalizmine yönelmesini engellemede bir kurumsal düzenleme olarak “düzenleyici kuruluşlar” önemli bir rol oynamaktadır. Bu kurumlar, piyasaların hukuk devleti esasına göre çalışmaları için vardır. Bu kurumların işlevlerini yerine getirebilmeleri açısından “şeffaf” ve siyasi iktidar ve ekonomik güç odaklarından “bağımsız” olmaları icap eder. Ülkemizde de bu kurumlar arasında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), Rekabet Kurumu, Enerji Piyasaları Düzenleme Kurulu (EPDK), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu (TAPDK)ve Kamu İhale Kurumu (KİK) bulunmaktadır. Bu kurumlardan SPK 1981 yılında kurulmuşken geri kalan kurumların çoğunluğu 90’lı yılların sonu ve 2000’li yılların başlarında kurulmuştur. Bu kuruluşlar özellikle 2001 ekonomik krizinin ardından Türkiye’de güçlü ekonomi modeline geçişte önemli bir rol oynamış ve 2001-2011 arası on yıllık dönemde Türkiye’nin hızlı kalkınmasına pozitif katkı sağlamıştır. Ancak, Türkiye’nin son 3-4 yılda ekonomik kalkınma hızında ivme kaybetmesine paralel olarak bu kurumların da şeffaflıktan uzaklaştığı ve özellikle de siyasi iktidar karşısında bağımsızlıklarının zedelendiği ileri sürülmektedir. İşte bu iddiaları araştırmak ve düzenleyici kuruluşların Türkiye’de piyasa ekonomisinin yandaş kapitalizmine doğru evrilmesini engelleme fonksiyonunu ne ölçüde yerine getirdiği hakkında fikir sahibi olmak üzere Özgürlük Araştırmaları Derneği olarak Hollanda Büyük Elçiliği Matra Programı’nın ana sponsorluğunda Türkiye’de Regülasyon ve Hukuk Devleti konulu bir araştırma yürüttük. Bu araştırmada EPDK, BTK ve Rekabet Kurumu şeffaflık ve bağımsızlık kriterleri etrafında incelemeye tabi tutuldu. Prof. Murat Çokgezen, Prof. Fuat Oğuz, Dr. Fevzi Toksoy ve Ali Ilıcak tarafından kaleme alınan raporlar, 15 Nisan 2016 günü Ankara’da gerçekleştirilen bir konferans ile kamuoyuna sunuldu. Raporda yer alan tespitler ve detaylı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşılabilir.

 

 

 

http://ozgurlukarastirmalari.com/uploads/rhd_rapor_web_2_%20-%20Cop


Bu sitede yayınlanan yazılarla ilgili bütün sorumluluk yazarlara ait olup, Özgürlük Araştırmaları Derneği yazarların yazılarından doğabilecek hiç bir hukuki sorumluluğu kabul etmez. Kurumun web sitesine gönderilecek yazılar, editörler kurulu tarafından argümantasyon ve kanıta dayalı olarak değerlendirilir. Ancak düşünce özgürlüğü ilkesi gereği yazarın bakış açısına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Yazılar referans gösterilmeden basılamaz, kopyalanamaz ve paylaşılamaz.

Hakkımızda

Özgürlük Araştırmaları Derneği 2014 yılında kurulmuş olan ve klasik liberal bir çizgiden Türkiye'deki Kamu Politikaları Araştırmaları alanındaki boşluğu doldurmak için faaliyetler düzenleyen bir düşünce kuruluşudur.

Haber Kaynağı

Gelişmelerden haberdar olmak için E-posta listemize kaydolun.