Kerem Yavaşça

Arş.Gör.



Göçmen Çocukların Uygun Şartlarda Gelişimine Yardım Konusunda Bir Anahtar Olarak Erken Eğitim

Çevirenin Notu: Ülke gündeminin yoğunluğu sebebiyle Suriyeli göçmenlerin hâli hazırda ve gelecekteki muhtemel problemlerini tartışmayı erteliyoruz. Ancak gün geçtikçe Suriyeliler, Suriye kökenli yurttaşlarımız haline geliyor. Önümüzdeki yıllarda belki de en önemli toplumsal meselemiz, Suriyeli göçmenlerin topluma adaptasyonu ve istihdamları gibi konular olacak. Prof. Maurice Crul, Avrupa’daki ikinci nesil göçmenler konusunda çalışan deneyimli bir araştırmacı. Yazar, aşağıdaki makalesinde erken eğitim ile ikinci kuşak göçmenlerin en önemli sorunlarından biri olan entegrasyon probleminin azalacağını ön görüyor. Keyifli okumalar!

 

 Prof. Maurice Crul[1]

(Çev. Kerem Yavaşça)

[1] TIES Genel Koordinatörü

 

İsveç’te ikinci kuşak Türk çocuklarının yükseköğretime devam etme oranı Almanya ve Avusturya’dakilere göre altı kat daha yüksek. Peki, bu üç ülkeyi birbirinden farklı kılan nedir? Bu soruya verilecek yanıt Avrupa’nın geleceği açısından çok büyük önem taşımaktadır. Ortadoğu ve Aşağı Sahra ülkelerinden yola çıkan göçmenler Avrupa’ya gelmeye devam ederken, bu durum birçok Avrupalıyı korkutuyor ve milliyetçi tepkilereyol açıyor. Bu tehlikeyi bertaraf etmek için Avrupa'ya yeni gelenlere yönelik daha iyi entegrasyon biçimleri geliştirmeliyiz.

Dokuz Avrupa ülkesini (Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç ve İsviçre) kapsayan çalışmam, akıllı politikaların -erken eğitimden, inanın ya da inanmayın, moda tavsiyelerine kadar- bu alanda başarı veya başarısızlığı belirleyen faktör olduğunu ortaya koyuyor.

Anahtar kavram okullaşma. Fransa ve İsveç’te göçmen çocuklar 3 yaşında anaokuluna gitme hakkından faydalanıyorlar. Bu durum, onların yerel dili öğrenmelerini, topluma adapte olmalarını ve eğitim hayatlarını devam ettirmelerini kolaylaştırıyor. Bu iki ülkede göçmen çocukların üçte biri üniversite mezunu oluyor.

Bu örneğin tersine, Almanya ve Avusturya’da okula başlama yaşı 6 hatta 7’yi buluyor. Daha sonraki eğitim hayatlarında normal (akademik) veya meslekî okullara yöneliyorlar. Ne var ki, göçmen öğrenciler orantısız şekilde rotayı meslek okullarına çeviriyor. Bu ülkelerdeki göçmen çocukların ancak onda biri (1/10) üniversiteye gidebiliyor.

Çözüm politikası açık: Daha çok göçmen çocuğun 6 yaşından önce okula başlamasını sağlamalıyız. Ayrıca çalışmamızın gösterdiği üzere, göçmenleri ayrı okullara toplamak yerine dersliklerin, karışık (göçmen ve yerli çocukların bir arada) olması gerekiyor.

Başarılı bir eğitim, çalışma hayatındaki başarıyı belirleyen en önemli unsurlardan birisidir. Yürüttüğümüz TIES araştırmasına[1] göre, Hollanda’da üniversite mezunu Türkiye ve Fas kökenli öğrenciler genellikle ya orta düzey yönetici oluyor ya da eğitim, kamu ve sağlık sektörlerinde devlet memuru olarak çalışıyorlar.

Aile desteği çok mühim bir konu. Görüştüğümüz başarılı göçmen çocukların çoğu, ailesi tarafından destek görmüşler. Ebeveynleri, çocukların okumasına yardımcı olabilmek adına her şeyi yapmışlar. Çalışmadan öğrendiğimiz kadarıyla, başarılı olan çocuklar iki kültür arasında gidip gelenler değil, iki kültürü de aynı anda yaşayabilenler. Göçmen çocukların başarılı olmak için aile değerlerini reddetmeleri gerekmiyor. Yeni ülkelerinin değerlerini benimserken, aile değerlerini de devam ettirebilir ve iki kültürü de aynı anda yaşayabilirler.

Örneğin birçok göçmen çocuğun sahip olduğu yakın aile bağları, bu öğrencilerin öğretmenleri ile güzel ilişkiler kurmalarına yardımcı oluyor. [Göçmen öğrenciler] okul düzenini keşfetmek için ailelerinin desteğine ihtiyaç duyuyorlar ancak aynı zamanda öğretmenlerinin yardım ve tavsiyelerine de ihtiyaç duyuyorlar.

Kültürel normları öğretmenin kolay bir yolu yok. Araştırmamızda, çalışma ortamının “neredeyse bir alt-kültür” olduğunu söyleyen ve kurumsal hukuk bürolarında çalışan ikinci kuşak Türk göçmenlerle mülakatlar yaptık. Aynı kültür veya sınıf kodlarıyla yetişmedikleri için başlangıçta kendilerini yabancı hissetseler de; hâkim giyim tarzı, kullanılan dil ve özel çalışma kültürünü benimsedikçe, insanların onları kabul edeceklerini öğrenmişler.

Hayal kırıklığına uğrayanların hikâyelerine rağmen, ikinci kuşak göçmenlerin Avrupa’daki genel trendi olumlu.  Sekiz Avrupa ülkesinde gerçekleştirdiğimiz araştırmaya göre, tüm göçmen çocuklarının hemen hemen yarısı orta gelir kuşağı veya üstünde. Bu sıra dışı bir durum, çünkü birçok göçmen ebeveyn az eğitimlidir veya Avrupa’ya el emeğiyle geçinmek üzere gelirler.

Ne var ki, bu hâlâ kırılgan bir başarı. Öyle görünüyor ki, iş gücü piyasasına girmek üzere olan genç Müslümanların durumu biraz daha zor. Birçok insanın İslam’ı radikallikle ilişkilendirdiği böyle bir dönemde, işverenler arasında ön yargı ve İslamofobi de yükseldi. Bu durum, üniversite mezunu olduğunda bile toplumda kendine yer bulamayacağını gören genç neslin şevkini çok olumsuz etkileyebilir.

Bunun yerine erdemli bir çember inşâ etmeliyiz. Bugünün yeni göçmenlerini eğitmeliyiz. Onların yeni yurtlarını keşfetmesinde yardımcı olmalıyız. İş arama/bulma konusunda yardımcı olmalıyız. Onların başarılarına kendi çocukları ve diğer göçmenlerin çocukları da katılacaktır. Bu alanda başarısızlık, sosyal gerilimlerin artması riskini ihtiva ediyor. Eğer başarılı olursak, aynı göçmenler yaşlanan Avrupa toplumunu canlandırmak için büyük bir fırsatı temsil edecekler.

 

Bu yazının orjinali https://www.theguardian.com/commentisfree/2016/sep/18/early-education-key-migrant-children-thrive-integration adresinde yayınlamıştır.

[1]The Integration of theEuropean Second Generation –International Project-


Bu sitede yayınlanan yazılarla ilgili bütün sorumluluk yazarlara ait olup, Özgürlük Araştırmaları Derneği yazarların yazılarından doğabilecek hiç bir hukuki sorumluluğu kabul etmez. Kurumun web sitesine gönderilecek yazılar, editörler kurulu tarafından argümantasyon ve kanıta dayalı olarak değerlendirilir. Ancak düşünce özgürlüğü ilkesi gereği yazarın bakış açısına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Yazılar referans gösterilmeden basılamaz, kopyalanamaz ve paylaşılamaz.

Hakkımızda

Özgürlük Araştırmaları Derneği 2014 yılında kurulmuş olan ve klasik liberal bir çizgiden Türkiye'deki Kamu Politikaları Araştırmaları alanındaki boşluğu doldurmak için faaliyetler düzenleyen bir düşünce kuruluşudur.

Haber Kaynağı

Gelişmelerden haberdar olmak için E-posta listemize kaydolun.