Mustafa Erdoğan

Prof. Dr., Kurucu Üye



Hayek ve Demokrasi

1. Giriş

 

Friedrich A. Hayek (1899-1992) klasik liberal düşünce geleneğinin geçen yüzyıldaki önde gelen temsilcilerinden biridir. Hayek Birinci Dünya savaşı sonrasında ortaya çıkan nasyonal sosyalizm ile Sovyet sosyalizminde ifadesini bulan totaliterizmin yükselmesini, başta hukukun üstünlüğü olmak üzere liberal değerlerin özünü oluşturduğuna inandığı Batı uygarlığına yönelik en büyük tehditler olarak görüyordu (Kukathas 1998: 22-23). Yine ona göre, Batı uygarlığının değerleri en iyi liberal-demokratik rejimlerde korunabilirdi. Hayek her ne kadar ateşli bir demokrasi taraftarı olmasa da, hem liberalizmle demokrasinin dayandığı bazı ortak değerlerin var olduğuna, hem de liberal değerlerin en iyi demokraside korunabileceğine inanıyordu.  Liberalizmle demokrasiyi buluşturan en temel değer, Hayek'e göre, hukuk önünde eşitlikti. Hukuk önünde eşitlik ilkesinin demokratik anlamı, "bütün insanların yasa yapmada aynı paya sahip olması gerektiği" idi (Hayek 2013: 169).

 

Bununla beraber, Hayek haklı olarak liberalizmle demokrasinin aynı şey olmadığını ısrarla vurgular. Kendi anlatımıyla, "(l)iberalizm yasanın ne olması gerektiğine ilişkin bir doktrin; demokrasi de yasanın ne olacağını belirleme tarzına ilişkin bir doktrindir." Başka bir ifadeyle, liberalizm demokratik olsun olmasın yönetimin cebir gücünü sınırlamayı öngörür; oysa, kamusal kararların belirlenmesinin bir yönteminden ("muayyen bir hükümet usulünden")[1] ibaret olan demokrasi yönetime çoğunluğun görüşünün hâkim olması dışında bir sınır tanımaz (Hayek 2013: 169, 170; Hayek 2012: 448).[2] Demokrasi ve liberalizmin her birini karşıtlarıyla da tanımlayabiliriz: Demokrasinin karşıtı otoriter yönetim, liberalizmin karşıtı ise totaliterizmdir.

 

Hayek sık sık "demokrasi ideali"ne olumlu anlamda atıfta bulunmakla beraber, Chandran Kukathas'ın da dikkat çektiği gibi, o olumlu anlamda "demokrasi"den söz ettiğinde aslında "kollektif kendi-kendini yönetim" idealinden çok siyasî bir "rejim" olarak demokrasiyi kast eder. Hayek'in övgüye değer bulduğu demokratik rejim, önde gelen özelliği bireysel özgürlük olan, hukuk önünde eşitliğe ve hukukun üstünlüğüne bağlı bir rejimdir; kısaca, liberal demokrasidir. Demokratik bir toplum kişileri zorbalığa karşı koruyan, hak ve özgürlüklerin güvencesi olan toplumdur (Kukathas 1998: 27, 30-31). Hayek'e göre, yalnızca demokrasi hukukun üstünlüğünü koruma amacına uyarlanabilir. Esasen, hukukun üstünlüğüne bağlı kalmadığı sürece demokrasi uzun süre yaşayamaz (Hayek 2011: 363).

 

2. Demokrasinin Değeri

 

Hayek demokrasinin uygulamada "yozlaşmış" olmasına üzülür ve hatta bu "ideal"i kurtarmak için öneriler bile geliştirir.[3] Yine de Hayek demokrasiyi bizatihi bir amaç olarak görmez; ona göre, demokrasi bir amaç değil araçtır. "Demokrasiden yana genel gerekçeler ne kadar sağlam olursa olsun, demokrasi nihaî ve mutlak bir değer olmayıp, neyi hedef aldığı bakımından değerlendirilmesi gerekir. Demokrasi belli amaçlara vâsıl olmanın  belki en iyi yöntemi olabilir, ama bizatihi bir amaç değildir." (Hayek 2013: 173). Demokrasi siyasette en üstün veya temel değer değildir; çünkü, her şey bir yana, siyasî toplumu bir araya getiren şey demokrasi değil, aynı ortak kurallara uymaktır. Hayek'in Wilhelm Hennis'ten aktararak yazdığı gibi, "demokrasiye inanç demokrasiden daha üstün şeylere inancı gerektirir" (Hayek 2012: 447).

 

Peki, Hayek'e göre demokrasiyi bir araç olarak değerli kılan amaçlar nelerdir? Veya, demokrasi hangi amaçları gerçekleştirmenin aracıdır?... Hayek bu bağlamda demokrasinin değerini şu üç amaca yaptığı katkıyla açıklamaktadır: (1) Demokrasi iktidarın barışçı yoldan değişmesini sağlar, (2) Demokrasi özgürlüğü başka rejimlerden daha iyi koruyabilir, (3) Demokrasi kamusal işleri daha iyi anlamalarını sağlamak suretiyle halkı eğitmenin yegâne yoludur.

 

              a) Barışçı Değişimin Aracı Olarak Demokrasi

 

Demokrasi lehindeki birinci argüman, onun iktidarın barışçı yoldan değişmesine imkân veren tek sistem olmasıdır. Demokrasiyi değerli kılan, "çatışan muhtelif fikirlerden birinin hâkim olması gerektiğinde ve bu fikirlerden birinin icabında güçle hâkim kılınması zorunluluğu doğması durumunda, hangi fikrin daha güçlü desteğe sahip olduğunu belirlemek için sayıları dikkate almanın savaşmaktan daha az zarar ve ziyana mal olması keyfiyetidir. Demokrasi, insanın şimdiye dek keşfetmiş olduğu yegâne barışçıl değişim usulüdür." (Hayek 2013: 175; Hayek 2012: 448). Karl Popper aynı gerekçeyi farklı bir şekilde dile getirmiştir: Demokrasi, "Bir devlet nasıl örgütlenmeli ki, kötü yöneticiler kan dökülmeden yahut şiddet kullanmaksızın yönetimden uzaklaştırılabilsin?" sorusunun cevabıdır (Popper 1993: 25). Ayrıca, kollektif kararların çoğunluk oyuyla belirlenmesi, Hayek'e göre, genelin rıza veya onayını elde etmenin de en uygun ve makul yoludur.

 

              b) Özgürlüğü Korumanın Aracı Olarak Demokrasi

 

Demokrasi lehindeki ikinci kanıtı Hayek, onun bireysel özgürlüğün önemli bir koruyucusu olması olarak belirtmiştir. Demokrasi özgürlüğü başka rejimlerden daha iyi koruyabilir. Başka bir anlatımla, demokrasi tiranlığa karşı bizim tek koruyucumuzdur (Hayek 2013: 176; Hayek 2012: 448) . Ancak Hayek demokrasi ile özgürlüğün aynı şey olmadığını unutmuş değildir. Ona göre, demokrasi bizatihi özgürlük değilse de, özgürlüğün en önemli teminatlarından biridir (Hayek 2012: 448).

 

Hayek'e göre, özgürlüğe en büyük tehdit cebir gücünün keyfî kullanımından gelir. Demokrasi lehine bir argüman olarak, fiilen az sayıda kişinin elinde olan cebir gücü eğer ona uyma durumunda olan insanlarca her zaman geri alınabiliyorsa, bu gücün kötüye kullanılma ihtimalinin daha az olduğu ileri sürülebilir. Yine de, bu argümanın her zaman geçerli olduğundan emin olamayız; onun için, Hayek özgürlüğün asıl teminatını çoğunluğun onu bilinçli amacı yapmasında görür. Eğer böyle değilse, yani bir toplumda özgürlük genel bir değer değilse, sadece demokrasi özgürlüğün varlığını sürdürmeyi garanti edemez (Hayek 2013: 176).

 

              c) Halkı Eğitmenin Aracı Olarak Demokrasi

 

Hayek'e göre, demokrasi lehindeki üçüncü argüman, onun halkın çoğunluğunu kamu işleri hakkında eğitmenin en etkin yöntemi olduğu gerçeğidir. Demokrasi halkın kamusal işler hakkındaki bilgi ve anlayış düzeyini yükseltir. "Demokrasi her şeyden evvel bir kanaat oluşturma sürecidir." Demokrasinin önde gelen avantajı, kanaat oluşumuna ve yönetime nüfusun büyük bir kesiminin aktif olarak katılmasının sonucu olarak, kamusal görevlere seçilecek donanıma sahip kişilerin sayısını artırmasıdır (Hayek 2013: 176-77).

 

Hayek demokrasinin değeriyle ilgili olarak başlangıçtaki bu fikrini kısmen değiştirmiştir. Nitekim, Hukuk, Yasama ve Özgürlük'ün üçüncü kitabını oluşturan Özgür Bir Toplumun Siyasî Düzeni'nde[4] bu meseleyi yeniden ele aldığı paragrafa düştüğü bir notta Hayek şöyle demektedir: Özgürlüğün Anayasası'nda[5] "de Tocqueville'in etkisine kapılarak, demokrasiyi desteklemek için zikredilen üç argümanın üçüncüsünü, yani [demokrasinin] siyasî meselelerde çoğunluğu eğitmenin en iyi yöntemi olduğunu 'en kuvvetli' argüman olarak tanımlamış olmamdan biraz pişmanım. Bu çok önemlidir ama elbette ki o zaman birinci olarak zikrettiğimden daha az önemlidir: barışçı değişimin bir aracı olarak fonksiyonu." (Hayek 2012: 652, n. 14). Hayek'teki bu fikir değişikliği, onun demokrasi uygulamasının varsayılan kitle eğitimi işlevini yerine getiremeyecek şekilde gittikçe daha fazla yozlaştığı kanaatine ulaşmış olmasından kaynaklanmış olsa gerektir. Buna rağmen demokrasiyi halâ savunmaya devam etmesi, Hayek'in totaliter rejimler ve yönelimler karşısında liberal demokrasiyi savunmaya olan ihtiyacın 50'li yıllar sonunda halâ devam ettiğini düşünüyor olmasıyla açıklanabilir.

 

3. Hayek'in Demokrasi Teorisine Katkısı[6]

             

Hayek "demokratik ideal"in özünden saptığı gerekçesiyle günümüz demokrasi uygulamasını şiddetle eleştirmiş olmakla beraber, onun demokrasi eleştirisi büyük ölçüde sınırsız çoğunluk yönetimi etrafında odaklanmıştır. Hayek sınırsız çoğunluk yönetiminin istibdada götürebileceğinden endişe eder. Günümüz demokrasi uygulamasının başka bir kusuru da, Hayek'e göre, onun esas olarak çıkar gruplarının çatışması temelinde işlemesidir (Kukathas 1998: 30) ki bu demokasiyi genel yarar amacından saptırır. Hayek modern demokrasilerde çıkar gruplarının kendi çıkarlarını azamileştirmek için birbirleriyle kural-tanımaz bir rekabete girmelerinin genel yarara aykırı sonuçlar verdiğine sık sık ve esefle dikkat çeker; genel yararın grup çıkarlarına fedâ edilmesiyle sonuçlanan "yanlış" çoğulculuk anlayışını ısrarla eleştirir.

 

Hayek'in demokrasi teorisine belki de en büyük katkısı, onun varlığının ve başarılı işleyişinin bazı zorunlu önşartları gerektirdiğine dikkat çekmiş olmasıdır. Onun bu konudaki temel vurgularından biri, demokrasinin ancak liberal ilke ve kurumlar zemininde veya onlarla beraber var olabileceğidir. Hayek kollektif kararların alınmasında "çoğunluk kuralı"na uyulmasının makul olduğunu kabul etmekle beraber, çoğunluk yönetiminin de bazı sınırları bulunmasının zorunlu olduğunda ısrarlı olmuştur. Ona göre, bu sadece özgürlüğün korunması için değil, bizatihi demokrasinin hayatiyeti, varlığını sürdürmesi bakımından da vazgeçilmezdir. "Demokrasinin her şeye kâdir olduğunu beyân edenler" ve  muayyen bir zamanda "çoğunluğun istediği her ne olursa olsun destekleyenler, demokrasinin çöküşüne hizmet etmektedirler." (Hayek 2013: 189)

 

Ayrıca, çoğunluk kararı veya kanaati, Hayek'e göre, genel olarak doğrunun referansı da değildir: "'Bir demokraside doğru, çoğunluğun doğru diye vaz' ettiğidir' şeklinde iddia ileri sürüldüğü zamandır ki, demokrasi demagoji istikametinde yozlaşır." (Hayek 2013: 175) Hayek'e göre,  "bir çoğunluk kararı, otoritesini geçici çoğunluğun irâdesinden ibâret bir kânundan değil, genel ilkeler üzerine geniş bir mutabakattan alır…. bu genel ilkeleri ihlâl etmek o anki çıkarına olsa bile, çoğunluğun bu ortak ilkelere tâbi olması zorunludur. (…) Bu, çoğunluğun iktidarının genel olarak kabul edilen ilkelerle sınırlı olduğu ve bu sınırların ötesinde meşru bir iktidar olmadığı anlamına gelir." (Hayek 2013: 174).

 

Daha somut olarak, bu sınırlar nelerdir?... Çoğunluk yönetiminin en başta gelen sınırı, Hayek'e göre, adâlettir: Eğer varlığını sürdürecekse, demokrasinin çoğunluk kanaatinden bağımsız bir adâlet kavramına dayanması gerekir (Hayek 2013: 189). Hayek adâleti birçok yerde keyfî yönetim karşıtlığı ("âdil davranış kuralları"na [rules of just conduct] göre yönetim) anlamında kullanmış ve onu genellikle hukukun üstünlüğünün gerekleriyle ilişkilendirmiştir. Demokrasinin başlıca amacı olarak özgürlüğün asıl teminatı da yönetenlerin adaletin ve hukukun üstünlüğünün gereklerine uymasında yatar. Nitekim, Hayek'e göre, kendi geçmişinde hukukî yönetim (government of law)  geleneği bulunmayan toplumların demokratik bir hükümet mekanizmasını başarılı bir şekilde işleteceğini veya koruyacağını beklemek için pek bir neden yoktur (Hayek 20132: 189).[7] Demokratik kurumların hukukun üstünlüğüyle sınırlanmaması, bundan da öte, "totaliter demokrasi"yle veya "plebisiter diktatörlük"le[8] sonuçlanabilir (Hayek 2012: 447). Bu elbette, böyle bir geleneğe sahip olmayan toplumların demokrasiye yönelmemeleri gerektiği anlamına gelmez; aksine demokratikleşme şansını artırmak için bu gibi toplumların hukukun üstünlüğünü garanti edecek sağlam kurumlar oluşturması gerektiğini ifade eder.

 

Hayek çoğunluk yönetiminin ayrıca "kuvvetler ayrılığı"yla da sınırlanması gerektiğini ısrarla vurgulamıştır. Ancak o "kuvvetler ayrılığı" derken sadece devletin yetkilerinin farklı organlar arasında bölüştürülmesini kast etmez. Hayek'e göre,  daha da önemli olarak, kuvvetler ayrılığı devletin temel işlevlerinin -özellikle de yasama ile yürütmenin- niteliksel ayrılığınını da gerektirir. Başka bir anlatımla, gerçek bir kuvvetler ayrılığı için "yasama"nın sahici anlamda kânun yapma -yani genel, soyut ve süreklilik arz eden kurallar koyma- işlevi niteliğinde olması ve günübirlik ihtiyaçların karşılanmasına yönelik "hükûmet etme" işlevinden farklılaşması şarttır. Bu nedenle, yasama işlevi "âdil davranış kuralları" anlamında genel normları tespit etmek anlamına gelmediği sürece, herhangi bir ülkede yasama organının yürütmeden bağımsız olması orada "kuvvetler ayrılığı"nın gerçekten var olduğu anlamına gelmez. Kaldı ki, günümüzün partiler aracılığıyla işleyen parlamenter demokrasisi uygulamada yasama ile yürütmenin fiilen kaynaşmasına yol açmıştır.  

 

Öte yandan, sahici bir demokrasi çoğunluk kanaatinin de özgür ve hükümetten bağımsız bir şekilde oluşmasını, dolayısıyla ifade ve örgütlenme özgürlüğünü şart koşar. "Demokrasi ideali, hükûmeti sevk edecek görüşün bağımsız ve spontan bir süreçten doğması fikrine dayanır. Demokrasi ideali bu bakımdan, bireylerin kanaatlerinin oluştuğu, çoğunluk kontrolünden bağımsız geniş bir alanın varlığını icap ettirir. Bu yüzden demokrasi dâvası ile ifâde ve tartışma özgürlüğü dâvasının birbirinden ayrılamaz mâhiyette olduğu konusunda yaygın bir mutabakat vardır." (Hayek 2013: 177-78)

 

Demokrasi teorisi hakkında yazarken Hayek sanki tam da bugün Türkiye'de liberal olmak iddiası güdenlere hitap etmektedir.

 

ATIFTA BULUNULAN KAYNAKLAR

 

Erdoğan, Mustafa (2014), "Liberal Zemin Olmadan Demokrasi Olmuyor", Zaman, 5 Kasım 2014.

 

Hayek, Friedrich A. (2013), Özgürlüğün Anayasası, Çev. Y. Z. Çelikkaya (Ankara: BigBang).

 

Hayek, Friedrich A. (2012), Hukuk, Yasama ve Özgürlük III. Kitap: Özgür Bir Toplumun Siyasî Düzeni, Çev.    Mehmet Öz (Ankara: Türkiye İş Bankası yayını).

 

Hayek, Friedrich A. (2011), The Constitution of Liberty: The Definitive Edition, (ed.) Ronald Hamowy (London &            New York: Routledge).

 

Kukathas, Chandran (1998), "Friedrich Hayek: Elitism ana Democracy", in April Carter and Geoffrey Stokes        [eds.], Liberal    Democracy and Its Critics: Perspectives in Contemporary Political Thought (Polity Press),  pp. 21-38.

 

Popper, Karl R. (1993), "Açık Toplum ve Düşmanlarına Yeniden Bakış", Çev. İhsan D. Dağı, Sosyal ve Siyasal Teori: Seçme Yazılar, (ed.) A. Yayla (Ankara: Siyasal Kitabevi).

 

 



[1] Hayek 2012: 558.

[2] Hayek bu ayrım konusunda geniş bir murabakat olduğundan bahisle Ortega Gasset'ten de şunları aktarır: "Demokrasi şu soruyu cevaplandırır: Kamu iktidarını kim kullanmalıdır? Demokrasi buna şu cevabı verir: Kamu gücünün kullanımı bir bütün olarak vatandaşlara aittir./ Diğer yandan liberalizm başka bir soruyu cevaplandırır: Kamu gücünü kim kullanırsa kullansın, kamu gücünün sınırları ne olacaktır? Buna verdiği cevap: Kamu gücü ister bir otokrat ister halk trafından kullanılsın, mutlak olamaz. Birey, devletten gelen herhangi bir müdâhalenin üstünde ve onu aşan haklara sahiptir." (Hayek 2013: 627-28, not 2.)

[3] Hayek bu bağlamda  bir anayasa modeli bile geliştirmiştir. Bkz. Hayek 2012, Bölüm XVII, ss. 567-92.

[4] Bu cildin ilk yayım tarihi 1979'dur.

[5] Bu eserin ilk yayım tarihi 1960'tır.

[6] Hayek'in demokrasiyle ilgili görüşlerinin postmodernizmle ve kozmopolitan demokrasiyle ilişkisi bağlamında bir yeniden-okuması için bkz. Kukathas 1998: 31-37.

[7] Türkiye'yle ilgili benzer bir argüman için bkz. Mustafa Erdoğan, "Liberal Zemin Olmadan Demokrasi Olmuyor", Zaman, 5 Kasım 2014. Yazı, Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin 18 Ekim 2014 tarihli Açılış Resepsiyonunda yaptığım konuşmaya dayanmaktadır.

[8] "Plebisiter diktatörlük" metnin orijinalindeki "plebiscitary dictatorship" terimine daha uygun düşmekte ve  Türkçe çevirideki "halkoyu yoluyla diktatörlük" ifadesinin yol açtığı belirsizliği ortadan kaldırmaktadır. 


Bu sitede yayınlanan yazılarla ilgili bütün sorumluluk yazarlara ait olup, Özgürlük Araştırmaları Derneği yazarların yazılarından doğabilecek hiç bir hukuki sorumluluğu kabul etmez. Kurumun web sitesine gönderilecek yazılar, editörler kurulu tarafından argümantasyon ve kanıta dayalı olarak değerlendirilir. Ancak düşünce özgürlüğü ilkesi gereği yazarın bakış açısına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Yazılar referans gösterilmeden basılamaz, kopyalanamaz ve paylaşılamaz.

Hakkımızda

Özgürlük Araştırmaları Derneği 2014 yılında kurulmuş olan ve klasik liberal bir çizgiden Türkiye'deki Kamu Politikaları Araştırmaları alanındaki boşluğu doldurmak için faaliyetler düzenleyen bir düşünce kuruluşudur.

Haber Kaynağı

Gelişmelerden haberdar olmak için E-posta listemize kaydolun.