Uğur Altundal

Arş.Gör.



Juan M. Santos’u Kurtarmak

7 Ekim 2016  tarihinde Nobel Komitesi Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos’u Nobel Barış Ödülü'ne layık gördü. Sadece beş gün öncesinde, Kolombiya’daki barış referandumu geçerli oyların %50.02’i tarafından reddedilmişti. “Hayır” kampının endişelerini hafife alması sebebiyle Santos eleştirildi. Hatta Kolombiyalı bazı entelektüeller seslerini yükseltiler ve Santos’un istifa etmesini beklediler. Fakat Nobel Barış Ödülü sayesinde Santos krizden yara almadan çıkıyor. Büyük olasılıkla "hayır" kampanyasının lideri olan eski Cumhurbaşkanı Álvaro Uribe’ye ve Kolombiya Devrimci Silahlı Kuvvetleri (FARC)’ne karşı Santos’un eli daha çok güçlenecek. Şimdi prestijini ve gücünü kullanarak daha ikna edici bir anlaşma oluşturmak onun elinde. Diğer bir deyişle, Nobel Ödülü muhtemelen ikinci aşamada başarılı olmasını sağlayacaktır.

Kolombiya yarım yüzyıldır FARC ile yıkıcı bir iç savaş içerisinde; savaşı askeri yollarla kazanmak denendi ve mümkün görülmedi. Batı yarımküredeki en uzun ve en kanlı iç savaşı sona erdirmek için çeşitli girişimler de oldu, ama bunların hiçbirisi sürekli barış ve istikrarı sağlayamadı. Santos hükümeti ise Eylül 2012'de yeni bir barış süreci başlattı ve iç savaşı sona erdirmek için FARC ile dört yıldır müzakere halinde. Bu süreç büyük bir kesim tarafından destek buldu; ancak FARC üyelerinin Kongre'de temsil edilmeleri ve cezalandırılmaları konularındaki belirsizlikler anlaşmanın sorgulanmasına sebep oldu ve endişeleri artırdı.

Kamuoyu yoklamalarının önemli bir kısmı barış anlaşmasının %60 veya üzeri “evet" oyu ile sonuçlanmasını bekliyordu (Ayrıntılar içintıklayın) 2 Ekim'de ise Kolombiyalı seçmenler anlaşmayı kıl payıyla veto ettiler. Katılımın az olması ve "hayır" kampının küçümsenmesi sonucunda hükümet için tatsız bir sürpriz ortaya çıktı. Muhalif yazarlardan Daniel Raisbeck oylama sonrasında “Brexit nasıl Cameron’u istifaya zorladıysa Santos’un da durumu ayni” dedi.Siyasi bağlam Eski Cumhurbaşkanı Álvaro Uribe’nin politik güç kazanmasına ve masada yerini almasına zemin hazırlamak üzereydi. Santos hükümetinin sona ermesi pek muhtemeldi. Fakat Santos pes etmedi; barış için çalışmaya devam edeceğini ilan etti. "Gelecek nesillere hepimizin hak ettiği gibi bir ülke bırakmak için tüm çabalarımızı koyarak devam edeceğiz. BİR ÜLKE BARIŞ İÇİNDE". Bir başka iyi haber de, FARC’ın barış için kararlı görünmesi. İsyancı lider Timochenko secim yenilgisinden sonra, "Tek silah olarak kelimeleri kullanmaya devam edeceğiz... Barış kazanacak" dedi (Burada)



Nobel Barış Ödülü Santos’a yardımcı olacak gibi görünüyor. Öyle ki çabalarının haklı gururunu yaşıyor. Bu ödül büyük olasılıkla yurt içinde ve dünyada Santos’un prestijini artıracaktır. Ödül, günün sonunda, tüm Kolombiyalılar için. Kolombiyalıların mevcut anlaşmanın üzerini inşa etmesinin tam zamanı. Santos "hayır" kampanyası ile daha aktif ilgilenmeli ve kaygıları yatıştırmak için elinden geleni yapmalı. Süreç içerisine daha fazla açıklık ve şeffaflık eklemek başta olmak üzere beklentileri tatmin edici bir yol izlemeli ki güvenilir ve kalıcı bir çözüm bulunabilsin. Her müzakere anlaşması uzlaşmak için bir takım tavizler gerektirir. FARC liderlerini hapse göndermemek de muhtemelen bunlardan biri olabilir. Ama Ömer Zarplı’nın da dediği gibi “Bu, şiddetin sona ermesi için ödenmesi gereken bedeldir... Kolombiyalıların yanı sıra uluslararası insan hakları savunucuları da buna önem vermeli ve kusurlu bir barış karşısında vicdan muhasebesi yapmalı "(Burada).

Kolombiya’daki deneyiminden çıkarılacak bir çok ders var. Ulusal düzeydeki kamuoyu araştırmalarında, FARC için halk desteği nüfusunun %5'inden daha az görünüyor. FARC’ın ideolojik bir meşruiyeti olabilir ama demokratik olarak kuşkulu. Anlaşmanın veto edilmesi meşruiyetini daha da azalttı. Yapılacak yeni anlaşma kamuoyunu daha fazla tatmin edecek şekilde hazırlanabilir; Javier Corrales ve Daniel Altschuler’in önerdiği gibi "memnuniyeti nispeten düşük seviyelerde olan seçmenler oy verirken genellikle düşünmeden davranabiliyor" (Burada).

Başka bir ders de su; benzer süreçlerde uluslararası aktörlerin rolü inkar edilemez. Uluslararası yardım illa ki maddi destek anlamına da gelmez. Özellikle anti-emperyalist söylemlerin güçlü olduğu bağlamlarda, vatandaşların önemli bir kısmı egemen güçlerin niyetini anlamakta zorluk çekmekte ve dış yardımı şüpheli bulunmaktadırlar. Bu tür ortamlarda, maddi olmayan destek daha etkili olabilir. Sözlü ve manevi destek, ki Nobel Barış Ödülü’nün gördüğü işlev bu, meşruiyet, prestij ve gurur kaynağıdır. Bazen barışı teşvik etmek sadece barışı teşvik etmektir.

 

 

 

Twitter'da Uğur ALTUNDAL’i takip edin: www.twitter.com/UgurAltundal

Bu yazı 8 Ekim 2016 tarihinde  Huffington Post'ta yayınlanmıştır.

 

 


Bu sitede yayınlanan yazılarla ilgili bütün sorumluluk yazarlara ait olup, Özgürlük Araştırmaları Derneği yazarların yazılarından doğabilecek hiç bir hukuki sorumluluğu kabul etmez. Kurumun web sitesine gönderilecek yazılar, editörler kurulu tarafından argümantasyon ve kanıta dayalı olarak değerlendirilir. Ancak düşünce özgürlüğü ilkesi gereği yazarın bakış açısına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Yazılar referans gösterilmeden basılamaz, kopyalanamaz ve paylaşılamaz.

Hakkımızda

Özgürlük Araştırmaları Derneği 2014 yılında kurulmuş olan ve klasik liberal bir çizgiden Türkiye'deki Kamu Politikaları Araştırmaları alanındaki boşluğu doldurmak için faaliyetler düzenleyen bir düşünce kuruluşudur.

Haber Kaynağı

Gelişmelerden haberdar olmak için E-posta listemize kaydolun.