Bican Şahin

Başkan



Seçim Barajı ve Hakkaniyetli Siyasal Katılım

Türkiye’de %10’luk çok yüksek bir seçim barajı var. 12 Eylül Darbesi’nin ardından yeniden demokrasiye dönülürken, otoriter yönetimin liderleri hem Kürtler gibi etnik grupların hem Aleviler gibi dini grupların hem de İslamcı siyasetin önünü kesebilmek ve bu arada parlamentonun da çok bölünmemesini sağlamak adına böyle bir anayasa mühendisliğine imza attılar.

Bu anayasa mühendisliği projesinin demokrasi açısından en önemli olumsuz sonucu bir liberal demokrasinin en temel özgürlüklerinden olan seçme ve seçilme özgürlüklerine, bir başka ifadeyle, siyasal özgürlüklere önemli bir sınırlandırma getirmiş olmasıdır. Bir liberal demokraside bireyler sahip oldukları siyasal özgürlükler temelinde siyasal katılımda bulunurlar. Bireyler, örgütlenme özgürlüğü temelinde kamusal meselelerde kendileri gibi düşünen diğer bireylerle bir araya gelip siyasal partiler kurup siyaset arenasına çıkabilir. Siyasette aktif olarak yer almak istemeyen bireyler seçimlerde kendi siyasi pozisyonlarına en yakın partiye oy vererek katılımda bulunurlar. Kimi zaman bireyler kendileri açısından “en iyi tercih”lerine değil ama “ikinci en iyi” tercihlerine oy verme yoluna gidebilirler. Çoğu kez bunun nedeni kendi pozisyonuna en yakın, “ideal” partinin seçim kazanma ihtimalinin düşük olması ve bireyin oyunun boşa gitmesini istememesidir. İki turlu seçimlerin olduğu ülkelerde bireyler genelde ilk turda “gönüllerinde yatan aslana” oy verirler. Eğer bireyin oy verdiği aday/parti ikinci tura kalabilmişse, ikinci turda da aynı adaya/partiye oy vererek, birey idealini oy verme davranışına yansıtmış olur. Eğer, bireyin gönlündeki aslan ikinci tura kalamaz ise birey kendisine en yakın ikinci adaya/partiye oy vererek siyasal katılımda bulunur.

Maalesef, Türkiye’deki %10’luk seçim barajı bireylerin önemli bir kısmının siyasal katılımına engel teşkil etmektedir. Bir defa bireylerin kendileri gibi düşünen diğer bireylerle bir araya gelip bir siyasi parti kurup parlamentoya girmeleri oldukça güçtür. %10’luk baraj caydırıcı bir engeldir. Bu baraj, bireylerin siyasal tercihlerinde de olumsuz etkide bulunmaktadır. Bireyler kendilerine yakın gördükleri partilerin seçim barajına takılacağını düşünerek daha en baştan o partileri tercihlerinden silebilmektedir. Tercihler, barajı geçmesi muhtemel partiler arasında “ikinci en iyi”nin seçilmesi biçiminde gerçekleşmektedir.

Yaklaşmakta olan genel seçimler bağlamında barajın olumsuz etkisini en fazla yaşama riskini taşıyan siyasal parti Halkların Demokratik Partisi (HDP)’dir. Daha önce bağımsız adaylarla seçimlere giren bu siyasi hareket bu seçime parti olarak girmektedir. Bu partinin hâlihazırda %10 civarında bir desteğe sahip olduğu kamuoyu araştırmalarında tespit edilmektedir. Barajı geçme ihtimalinin böylesine yüksek olması nedeniyle, geçmişte “nasıl olsa barajı geçemez” diyerek, gönlünde yatan aslan bu siyasi akım olduğu halde oyunu ikinci tercihine veren seçmenler bu seçimlerde HDP’yi destekleyecek gözükmektedir. HDP’nin barajı geçememesi halinde ise milyonlarca insan dört yıl süre ile parlamentoda temsil edilmeyecek, Barış Süreci gibi hayati bir konunun bir tarafı yasama meclisinde var olmayacaktır. Benzer bir durum Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi ittifakı için de söz konusudur. Bu ittifakın barajı aşması HDP’ye göre daha güç gözükmektedir. Barajı geçme ihtimalleri daha düşük olduğu ölçüde bu partilere gönül verenlerin ikinci en iyi tercihlerine yönelmeleri söz konusu olabilir. Liberal, çevreci, sosyalist hareketlere kendini yakın hisseden pek çok seçmen de bu hareketlerin %10 barajını geçme ihtimalinin olmaması gerçeği karşısında, siyasal tercihlerini ikinci iyi tercihlerine veya kendileri açısından en az kötü olana (ehven-i şer) göre şekillendirecektir. Böyle bir tablonun hakkaniyetten uzak olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Görüldüğü üzere, %10’luk seçim barajı siyasal özgürlük ve katılım önünde çok büyük bir engeldir. Bu çerçevede, bireylerin hakkaniyetli bir şekilde siyasal katılımının sağlanması adına seçim sisteminde köklü değişikliklere gidilmelidir. %10’luk baraj en azından %5 gibi makul bir seviyeye çekilmeli, iki turlu seçim gibi, seçmenlere ilk turda gönüllerindeki aslanın gücünü görmelerine ve ona göre ikinci turda oy vermelerine imkân tanıyan bir seçim sistemine geçilmelidir.


Bu sitede yayınlanan yazılarla ilgili bütün sorumluluk yazarlara ait olup, Özgürlük Araştırmaları Derneği yazarların yazılarından doğabilecek hiç bir hukuki sorumluluğu kabul etmez. Kurumun web sitesine gönderilecek yazılar, editörler kurulu tarafından argümantasyon ve kanıta dayalı olarak değerlendirilir. Ancak düşünce özgürlüğü ilkesi gereği yazarın bakış açısına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Yazılar referans gösterilmeden basılamaz, kopyalanamaz ve paylaşılamaz.

Hakkımızda

Özgürlük Araştırmaları Derneği 2014 yılında kurulmuş olan ve klasik liberal bir çizgiden Türkiye'deki Kamu Politikaları Araştırmaları alanındaki boşluğu doldurmak için faaliyetler düzenleyen bir düşünce kuruluşudur.

Haber Kaynağı

Gelişmelerden haberdar olmak için E-posta listemize kaydolun.