Bican Şahin

Başkan



Serbest Ticaret Aracılığıyla Barış ve Refah: Liberal Bir Perspektif

İran’a uygulanan ekonomik yaptırımlar kısa süre önce kaldırıldı. Bu, hem İran hem de dünyanın geri kalanı için gerçekten güzel bir haber oldu. İranlılar için güzel bir haber çünkü çok uzun zamandır ihtiyaçları olan malları ve hizmetleri artık ithal edebilecekler. Dahası mallarını ve hizmetlerini sorunsuzca ihraç ederek yurtdışından almaları gereken şeyler için kaynak yaratabilecekler. Ekonomik yaptırımların kaldırılmasından sonra İranlıların dış ticaretinin önüne çok daha az engel çıkacaktır. Diğer ülkeler için de güzel bir haber oldu çünkü Türkiye ve Irak başta olmak üzere, komşu ülkeler İran ile artan ticaret kapasitesinden faydalanabileceklerdir. Ekonomik özgürlüğün önemli saç ayaklarından olan serbest ticaret bu ilişkiye katılan devletlerdeki refahın artmasına katkı sağlayacaktır.

Ticaret sadece refaha değil aynı zamanda uluslararası barışın sağlanmasına da katkı sağlar. Bu düzen ‘kapitalist barış’ olarak adlandırılır. Buna göre ticaret iki ülke arasındaki barışa en azından şu iki şekilde etki eder: İlk olarak, serbest ticaret sayesinde ülkeler karşılıklı – bağımlı hale gelirler. Ticaret ülkelere savaşmaktan kaçınmaları için somut nedenler yaratır ve teşvikler sunar. Frederic Bastiat ticaret barış arasındaki ilişkiyi kısaca şöyle ortaya koymuştur: “Malların geçmesine izin verilmeyen sınırlardan askerler geçer.” Bu söz ‘ticaret aracılığıyla barış’ın ne demek olduğunun en iyi özetidir.

İkinci olarak, ‘demokratik barış argümanı’na göre demokratik bir hükümete sahip ülkeler birbirleriyle savaşmazlar. Kendilerini halklarına hesap vermek zorunda hissetmeyen otoriter liderlerin aksine, demokratik liderler kendi hareketlerini halkın gözünde haklılaştırmak zorundadırlar. Yüksek insani ve maddi maliyetler karşısında bir savaşa girmeyi haklılaştırmak kolay bir şey değildir. Bu yüzden, demokratik ülkelerin liderleri aralarındaki sorunları diplomasi gibi barışçıl yöntemlerle çözmeye eğilimlidirler.

Bu noktada serbest ticaretin demokrasiyi nasıl tesis edeceği sorulabilir. İlk olarak, geniş bir orta sınıfa sahip olan toplumlarda demokrasilerin kurumsallaşma ihtimallerinin daha yüksek olduğunu belirtmek durumundayız. Daha eğitimli olmaları ve sistemin istikrarı için gerekçelere sahip olmaları orta sınıf üyelerini daha ılımlı ve demokrasi canlısı yapar. Onlar demokrasi gibi karmaşık siyasal sistemleri işletebilmeye daha yatkındırlar. Günümüzde, geniş orta sınıfların ise ancak refahın olduğu yerlerde yani piyasa ekonomisi ve ticaretin olduğu yerlerde ortaya çıktığı görülmektedir.

Serbest piyasa etkili kaynak tahsisi ve iş bölümü sayesinde refah yaratıp onu da toplumun geniş katmanlarına yayabilir. Rekabetçi serbest piyasa ekonomileri ülkeler için refah yaratırken, ülkeler arasındaki serbest ticaret de bu refahı kat ve kat artırır. Bu artan refah sayesinde, ülkeler daha geniş orta sınıflara sahip olurlar ve böylece demokrasilerini kurumsallaştırma ve yerleşik hale getirme şansları artar. Demokrasileri yerleşen ülkelerin birbirleriyle savaşa girme olasılıkları da azalır.

İşte bu yüzden, girişim ve ticaret özgürlüğü de dahil olmak üzere ekonomik özgürlüğün önündeki iç ve dış engellerin kaldırılması için hükümetlerimize baskı yapmak hem İranlıların hem de Türkiyelilerin yararına olacaktır. Fraser Enstitüsü’nün hazırladığı Ekonomik Özgürlük Endeksi’ne göre, 157 ülke içerisinde Türkiye 82. sırada iken İran 147. sıradadır. Türkiye bir şekilde İran’dan daha iyi bir sıralamaya sahip olsa bile, bunun çok da övünülesi bir sıra olmadığını söyleyebiliriz. Her iki ülke de çok daha özgürlükçü olmalıdır. 2015 istatistiklerine göre, Türkiye ve İran arasındaki ticaret hacmi 10 milyar dolardır. Geçen 15 yılda ticaret hacmi 10 kat arttı. Şimdi Uluslararası ambargoların kaldırılmasıyla birlikte, Türkiye ve İran arasındaki ticaret daha da yüksek olacaktır. Ancak sadece dış engellerin ortadan kaldırılması yeterli değildir. Ülkelerimizdeki bireysel ekonomik özgürlüklerin prangaları da tamamen ortadan kaldırılmalıdır.

Tüm İranlılara mutlu ve refah dolu yeni bir yıl diliyorum.

 

Bican Şahin

 

Başkan

Özgürlük Araştırmaları Derneği

Ankara,

 

– Bu yazı 09.04.2016 tarihinde İran’ın Tejarat Farda dergisinde yayınlanmıştır. İngilizce’den Türkçe’ye çeviren: İsrafil Özkan


Bu sitede yayınlanan yazılarla ilgili bütün sorumluluk yazarlara ait olup, Özgürlük Araştırmaları Derneği yazarların yazılarından doğabilecek hiç bir hukuki sorumluluğu kabul etmez. Kurumun web sitesine gönderilecek yazılar, editörler kurulu tarafından argümantasyon ve kanıta dayalı olarak değerlendirilir. Ancak düşünce özgürlüğü ilkesi gereği yazarın bakış açısına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Yazılar referans gösterilmeden basılamaz, kopyalanamaz ve paylaşılamaz.

Hakkımızda

Özgürlük Araştırmaları Derneği 2014 yılında kurulmuş olan ve klasik liberal bir çizgiden Türkiye'deki Kamu Politikaları Araştırmaları alanındaki boşluğu doldurmak için faaliyetler düzenleyen bir düşünce kuruluşudur.

Haber Kaynağı

Gelişmelerden haberdar olmak için E-posta listemize kaydolun.