Bican Şahin

Başkan



Uçurumun Kenarından Döndük

Demokrasi, birey özgürlüklerini korumanın başlıca teminatlarından birisidir. Bir rejimi demokrasi olarak adlandırabilmek için onun sahip olması gereken minimum kriter iktidarın seçimlerle belirleniyor olmasıdır. Demokrasilerde seçimlerin olması bireylerin, özgürlüğün olmazsa olmaz bir boyutu olan “siyasal özgürlüğe” sahip olması anlamına gelir. Öte yandan diktatörlükler, iktidarın kaba kuvvete dayalı olarak belirlendiği ve yine kaba kuvvetle devam ettirildiği sistemlerdir. Bu yönüyle onlarda siyasal özgürlük yoktur ve özgürlük eksik ve korumasızdır.

15 Temmuz gecesi ve 16 Temmuz’un ilk saatlerinde Türkiye bir uçurumun kenarından döndü. 15 Temmuz gecesi gerçekleşen darbe girişimi başarıya ulaşsaydı, Türkiye katıksız bir askeri diktatörlüğe dönüşecek ve özgürlüklerimizin çok önemli bir parçası olan siyasi özgürlükler elimizden alınacak ve özgürlüklerin geri kalanı da çorap söküğü gibi elimizden gidecekti. Demokrasimizin olgunlaşması yolunda harcanan tüm emekler boşa gidecekti.

15 Temmuz gecesi darbe girişiminin başarıya ulaşamamasında en büyük pay şüphesiz meydanlara inme cesaretini gösteren vatandaşlara aittir. Oraya giden insanlar canlarını riske attıklarının farkında olarak bunu yaptılar. Vatandaşların darbeye karşı koyuşu, psikolojik üstünlüğün darbecilerin elinden kayıp gitmesini sağladı. Bu noktada, darbecilerin açtıkları ateş sonucunda hayatlarını kaybeden sivil vatandaşlarımızın ve güvenlik güçlerimizin ruhları şad olsun. Onlara ve darbecilere direnen diğer tüm vatandaşlarımıza minnettarız. Vatandaşların mobilize olmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Hükümet’in kararlı duruşu tetikleyici olmuştur. Son olarak, asker ve polis güvenlik güçlerinin hukuksuzluk karşısında dik duruşu bu darbe girişimini akamete uğratmıştır. Tüm bu kişi ve kurumlara teşekkür borçluyuz.

Bu tip darbe teşebbüsleri ile gelecekte tekrar karşılaşmamak için şeffaf, adil ve hızlı bir yargılama süreci yaşanmalıdır. Cunta ile ilişkili olduğu somut delillerle tespit edilen kişiler hak ettikleri cezalara çarptırılmalıdır. Kara propaganda ve dezenformasyon engellenmelidir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinde yer alması muhtemel başka cunta oluşumları dikkatle araştırılmalıdır. Bu noktada, böyle geniş çaplı bir kalkışmadan son güne kadar haber alınamaması ile ortaya çıkan istihbarat zaafının da üzerine gidilmelidir. Emir-komuta hiyerarşisi yeniden tesis edilip, ordunun prestij ve etkinliği en kısa sürede restore edilmelidir.

Özgürlük Araştırmaları Derneği olarak dün olduğu gibi bugün de her kim veya kesim olursa olsun meşru olmayan demokrasi dışı güçlerin karşısında olacağız. Türkiye’de insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı anayasal demokrasinin inşası için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

Tüm ülkemize geçmiş olsun.


Bu sitede yayınlanan yazılarla ilgili bütün sorumluluk yazarlara ait olup, Özgürlük Araştırmaları Derneği yazarların yazılarından doğabilecek hiç bir hukuki sorumluluğu kabul etmez. Kurumun web sitesine gönderilecek yazılar, editörler kurulu tarafından argümantasyon ve kanıta dayalı olarak değerlendirilir. Ancak düşünce özgürlüğü ilkesi gereği yazarın bakış açısına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Yazılar referans gösterilmeden basılamaz, kopyalanamaz ve paylaşılamaz.

Hakkımızda

Özgürlük Araştırmaları Derneği 2014 yılında kurulmuş olan ve klasik liberal bir çizgiden Türkiye'deki Kamu Politikaları Araştırmaları alanındaki boşluğu doldurmak için faaliyetler düzenleyen bir düşünce kuruluşudur.

Haber Kaynağı

Gelişmelerden haberdar olmak için E-posta listemize kaydolun.