ÖAD

info@ozgurlukarastirmalari.com

Mülakat: Yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Seçimleri, Prof. Dr. Sami Selçuk

Prof. Dr. Sami Selçuk:

“YSK, Anayasa’ya göre, halkın istencinin yönetimde gerçekleşmesi ve seçimlerin dürüst, yansız ve yasalara uygun biçimde yapılması amacıyla yargıç güvencesi olan bağımsız yargıçlardan oluşmuş bir kuruldur. Bu karma yapısıyla verdiği kararı denetleyecek olan merci, yalnızca halktır.

Ancak aldığı yanlış son iptal kararı yüzünden YSK, üzülerek belirteyim ki, halkımızın gözünde görünüşte bile bağımsızlığını ve yansızlığını yitirmiş bulunmaktadır.

Keşke Halkımız, “Ankara’da yargıçlar var” diyebilseydi. Ama diyemedi.

Çünkü Kurulun çoğunluk üyeleri;

1-Sandık kurulları başkanlarıyla ilgili 298 sayılı Yasa’nın 22’nci maddesinin kesin buyruk normu değil, düzenleyici norm olduğunun ayrımına varamamışlardır. Zira anılan madde, olması gereken hukuk açısından kurul başkanlarının kamu görevlisi olmasını öngörmüş, ancak bunda ısrar etmemiş, başkanın yokluğunda en yaşlı üyenin bile bu görevi üstelenebileceğini belirtmiştir. Amaç, yürüyen seçim sürecinin kesintiye uğramasını önlemektir.

2-YSK, bundan başka, kurul başkanlarının kamu görevlisi olmamasının seçimin sonucunu etkileyeceğini belirtmiştir. Oylamanın sonucu ile sandık kurulu başkanlarının kamu görevlisi olmaması arasında nedensellik bağlantısı kurmak, akla ve mantığa aykırıdır. Ama YSK’nın yanlış kararı, elbette seçimin sonuçların etkileyecektir.

3-YSK, aynı konuda yerinde olarak verdiği ve son karara ters düşen eski kararlarını da kuşkulu kılmıştır.

4-Bütün bilim dallarının ulaştığı sonuçlar çürütülebilir. Ancak iki bilim dalı bu çürütebilmenin dışındadır: Matematik ve mantık. YSK, aynı zarftan çıkan İBB seçimini iptal ederek hukuk dışı görmüş; buna karşılık öbür seçilenleri yasal görmüş; böylece çürütülemez bir mantık kuralını da çiğnemiştir.

5-En önemlisi de, bu kararla “hukuk devleti”, “hukukun üstünlüğü” kavramlarının Anayasa’da yalnızca yazılan, ancak yargıçlarca bile içselleştirilemeyen birer boş sözcüklerden ibaret olduğu gerçeğinin çarpıcı biçimde ortaya çıkmasıdır.

Türk halkının bu inanılamaz yanlışlığa doğru yanıt vererek yaratılan hukuk, akıl ve mantık dışı yanlışlığı düzelteceğine yürekten inanmaktayım.”

Bu sitede yayınlanan yazılarla ilgili bütün sorumluluk yazarlara ait olup, Özgürlük Araştırmaları Derneği yazarların yazılarından doğabilecek hiç bir hukuki sorumluluğu kabul etmez. Kurumun web sitesine gönderilecek yazılar, editörler kurulu tarafından argümantasyon ve kanıta dayalı olarak değerlendirilir. Ancak düşünce özgürlüğü ilkesi gereği yazarın bakış açısına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Yazılar referans gösterilmeden basılamaz, kopyalanamaz ve paylaşılamaz.