Erdal Türkkan

erdalturkkan@ozgurlukarastirmalari.com

Merkez Bankası Başkanının Görevden Alınmasının Muhtemel Sebepleri ve Sonuçları

TCMB Başkanı hafta sonuna rast gelen 6 Temmuz 2019 tarihinde çıkarılan bir kanun hükmünde kararname ile   görevinde alınarak, yerine mevcut başkan yardımcısı atanmıştır. Burada basit bir bürokrat değişimi söz konusu değildir. Bu görevden alma, Merkez Bankası gibi hayati önemi olan bir kurumun statüsünün ve işlevinin tamamen değiştirilmesi anlamına gelmektedir. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı kararı, özellikle akademik çevrelerce ve muhalefet partilerince çok çeşitli açılardan eleştirilmiş ve endişe verici bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. Bu yazıda bu vahim gelişmenin muhtemel sebepleri ve sonuçları üzerinde ana hatlarıyla durulacaktır.

Muhtemel Sebepler

Merkez Bankası başkanının görevden alınmasının sebepleri, kısmen açıklanmış olmakla birlikte üstü kapalı geçilen ve açıklanmayan bazı sebepler de söz konusudur.

- Krizin faturasının siyasi iktidar dışına kesilmesi, önemli nedenler arasında yer almaktadır. Çünkü siyasi iktidar hiçbir şekilde ekonomik krizin kendisinin bir başarısızlığı olarak görülmesini istememektedir. En azından ekonomi bakanına kesilmesi beklenilen fatura Merkez Bankası başkanına kesilmiştir.

-Siyasi iktidarın kural dışı politikalarının uygulamaya konulması için uygun zemin oluşturulması da görevden almayı açıklayabilecek nedenler arasında yer almaktadır. Cumhurbaşkanı’nın sık sık dile getirdiği ve Merkez bankasına da kabul ettirmeye çalıştığı “enflasyon, yüksek faizin sebebi değil, sonucudur” iddiasının bağımsız bir Merkez bankası tarafından kabul edilmesi olasılığı sıfırdır. Çünkü bu görüş hiçbir teorik veya ampirik bulguya dayanmamaktadır.

-Merkez Bankası’nın Saray’ın öncelikleri ve stratejileri doğrultusunda hareket etmesinin sağlanması da bir başka üstü örtülü amaç veya sebep olarak kendisini göstermektedir.  Siyasi iktidarın, fiyat istikrarından çok iktisadi büyümeyi önceliklendirici bir yaklaşım içinde olduğu bir sır değildir. Merkez Bankası’nın mevcut başkanının değiştirilmesi, bu öncelik değişikliğini kabul edecek bir yeni başkan bulunması ile ilişkili görünmektedir.

-Piyasaların reaksiyonlarını bertaraf edecek ve kolaylıkla baskı altına alabilecek bir finansal sistemin oluşturulması da Merkez Bankası operasyonunun üstü örtülü sebepleri arasında sayılabilir. Bugüne kadar kamu bankalarının bu amaçla kullanıldığı bilinmektedir. Siyasal iktidarın, piyasaların sesinin istenilen ölçüde kısılmasını sağlayan bu uygulamaya Merkez Bankasını da dahil etmeye çok istekli olduğunun ortaya çıkması şaşırılacak bir durum değildir.

-Türkiye’nin dış dünya ile özellikle de ABD ile ilişkilerindeki bozulmadan kaynaklanabilecek   ekonomik yaptırımları en az zararla atlatabilecek entegre bir “ekonomik  savunma sistemi” oluşturma amacı da  Merkez Bankası operasyonunun muhtemel  sebepleri arasında  sayılabilir. İktidar, finansal piyasaları istediği gibi manipüle ederek, dış yaptırımlara karşı bir savunma sistemi oluşturabileceğine inanıyor görünmektedir.

-Bağımsız düzenleyici kurumların statüsünün kalıcı bir biçimde değiştirilmesi de mevcut MB operasyonunun muhtemel ve örtülü sebepleri arasında yer alıyor görünmektedir. Hükümetin MB kararında dayanak olarak kullandığı KHK, diğer bağımsız düzenleyici kurumların başkanlarını ve üyelerini de kolaylıkla değiştirebilme imkanını yaratmaktadır. Böylece sadece MB başkanının değiştirilmesinin değil, Rekabet Kurumu, Kamu İhale Kurumu, BDDK, SPK, EPDK gibi düzenleyici kurumların da tamamen ve alenen siyasi iktidarın emri altına girmesinin yolu açılmış olmaktadır.

Siyasi iktidarın Merkez Bankası operasyonunu, enflasyonun ve faizlerin düşme eğilimi içinde girdiği bir dönemde gerçekleştirmesi, bu operasyonun yukarıda işaret edilen daha kapsamlı bir politika değişikliğinin altyapısını oluşturma amacına yönelik olduğu izlenimini güçlendirmektedir.

Muhtemel Sonuçlar

Merkez Bankası başkanının görevden alınması, Türkiye’de iktisat politikalarında ve iktisadi ortamda çok köklü ve kapsamlı bir değişmenin habercisi olarak değerlendirilebilir.

-İlk olarak bu değişme, Merkez Bankası bağımsızlığının tamamen yok olması ve ekonominin bu bağımsızlığın sağladığı güvenceden mahrum kalması sonucunu doğuracaktır. Merkez bankaları bağımsız, öngörülebilir ve inandırıcılığı yüksek olduğu için ekonomide belli bir yönlendirme, etkileme ve güven verme gücüne sahiptir.

-İkinci olarak bu değişme, Merkez Bankası’nı   siyasi iktidarın kural dışı politikaları uygulamaya koymasına getirdiği engellerin ortadan kalkması ve Türk ekonomisinin maceracı bir mecraya sürüklenmesi sonucunu doğuracaktır. Bir benzetme yapmak gerekirse Türkiye ekonomisi, asfalt ve nizami yoldan çıkarak   harita üzerinde tanımlanmamış ve denenmemiş, engebeli ve taşlı bir dağ yoluna sapmış olacaktır.

-Üçüncü olarak bu değişme özellikle finansal piyasalarda giderek serbest piyasa anlayışından uzaklaşılması ve Türkiye’nin piyasa dinamiklerinden ve piyasaların düzeltici yol göstericiliğinden mahrum kalması sonucunu doğuracaktır. Türkiye esasen MB kararından önce de bu izlenimi veren uygulamalara baş vurmuştur.

-Dördüncü olarak bu değişme Türkiye’nin dünya finansal piyasalarından yararlanma imkanlarının kısıtlanması ve dış kaynak temininde yeni zorluklar yaşanması sonucunu doğuracaktır.

Beşinci olarak bu değişme, kanunen yasaklanmış bir uygulamanın (MB Başkanını görevden alma) kanun hükmünde kararnameler yoluyla aşılabileceğini gösteren bir   hukuk ihlalidir. Şüphesiz bu ihlal, hukukun üstünlüğüne güveni biraz daha sarsacak ve bu yönüyle de ekonomi üzerinde negatif etkiler yaratabilecektir.

 Bu uygulama bağımsız düzenleyici kurumların yok olmasının yolunu açarak ekonomide güven unsurunun ve adil rekabetin ciddi bir darbe yemesine neden olacaktır. Böylece Türkiye’de geçmişte ağır bedeller ödenerek düzeltilen bir çarpıklığın, yeniden yaratılarak, yeni ve daha ağır bedellerin ödenmesinin yolu açılmış olacaktır.

Sonuç itibariyle bu uygulama Türkiye’de kuvvetler ayrılığına dayanmayan bir tek adam rejimini güçlendirme amacına yönelik gözükmektedir. Ancak bu uygulamanın tek adam rejimi açısından zafiyet ve tehdit oluşturma olasılığı,  güç ve fırsat oluşturma olasılığından daha yüksek görünmektedir.


Prof. Dr. Erdal Türkkan (erdalturkkan@hotmail.com) 

Bu sitede yayınlanan yazılarla ilgili bütün sorumluluk yazarlara ait olup, Özgürlük Araştırmaları Derneği yazarların yazılarından doğabilecek hiç bir hukuki sorumluluğu kabul etmez. Kurumun web sitesine gönderilecek yazılar, editörler kurulu tarafından argümantasyon ve kanıta dayalı olarak değerlendirilir. Ancak düşünce özgürlüğü ilkesi gereği yazarın bakış açısına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Yazılar referans gösterilmeden basılamaz, kopyalanamaz ve paylaşılamaz.