Orhan Kemal Cengiz

okc@ozgurlukarastirmalari.com

Mülakat: Diyarbakır, Van ve Mardin Belediyelerine Kayyım Atanması Hakkında

1)             Mart yerel seçimlerinin üzerinden henüz 5 ay geçmemişken Diyarbakır, Van ve Mardin Belediye Başkanlarının yerlerine kayyım atanmasının demokratik hak ve özgürlükler (seçme, seçilme ve genel olarak siyasal katılım özgürlüğü bağlamında) anlamı nedir? Bunun Türk demokrasisinin seyri açısından sonuçları nelerdir?


    Diyarbakır, Mardin ve Van Belediye başkanları, deyim yerindeyse, daha tam koltuklarına oturamadan görevden alındılar. Belki daha yeni yeni belediyenin işleyişine hakim olup, kendi sistemlerini kurmaya çalışıyorlardı. Bu anlamda, henüz çiçeği burnunda belediye başkanları, daha belediye işleyişine yeni nüfuz etmeye gayret ettikleri bir aşamada görevden alınmışlardır. Bunun dışında asıl vahim olan, hakkında kesinleşmiş bir ceza hükmü bulunmayan bir belediye başkanının yürütmenin tasarrufuyla bu kadar kolay bir şekilde görevden alınabilmesidir. Belediye başkanlarının hakkında soruşturma olduğu için görevden alındıkları söyleniyor. Yani henüz haklarında açılmış bir kamu davası, yargı süreci bile bulunmuyor. Bu çok vahim bir durum. Demokratik bir rejimde ancak olağanüstü uç durumlarda ve bir yargı kararıyla meydana gelebilecek bir sonuç, sadece açılan bir soruşturmayla ortaya çıkıyorsa bundan herkes kaygı duymalıdır. Hukuk devletinde olağan koşullarda işleyecek süreçler baş aşağı hale getirilmiştir. En son ve çok istisnai koşullarda doğabilecek bir sonuç, en başta oluşmakta ve bu da Türkiye’nin “yeni normali” haline gelmektedir. Belediye başkanları açısından “masumiyet karinesi” ortadan kaldırılmakta, onlar peşin suçlu haline getirilmekte, öbür taraftan da onları seçen insanların iradesi hiçe sayılmaktadır. Hem hukuk devletine ve hem de demokratik meşruiyete karşı yapılmış ağır bir saldırı söz konusudur.

 Bu uygulamanın bölgeye barışın gelmesi açısından sonuçları neler olabilir?

2)       Sadece silahların susması anlamındaki barışa uluslararası literatürde “negatif barış” adı veriliyor. Bir daha asla silahların ve şiddetin konuşmayacağı ortamın yaratılmasına ise, “pozitif barış” adı verilmektedir. Pozitif barışın en önemli ayakları, hukuk devleti, sosyal adalet ve demokratik meşruiyettir. Belediye başkanlarının görevden alınmasıyla birlikte, maalesef, sürekli hale gelmiş bir olağanüstü rejim görüntüsü ortaya çıkıyor. Bu olağanüstü rejimde, temel hak ve özgürlükler kolayca ihlal edilip, en temel hukuki güvenceler yok sayılabiliyor. Yine sosyal çatışmalar bakımından en tehlikeli hususlardan birisi, bir topluma, sandıkta verdiği oyun hiçbir neticesinin olmadığı mesajını vermektir. Topluma iradesinin hiçe sayıldığı mesajının verildiği bir ortamın barışa doğru atılmış bir adım olduğunu söylemek mümkün değildir.

 Bu uygulamanın demokratik bir ülkede merkezi idare ve yerel yönetimler arasında olması gereken iktidar paylaşımı açısından sonuçları nedir?

3)      Türkiye’de mevcut iktidar bugüne kadar sürekli olarak, demokratik rejimin en önemli alametifarikası olarak sandığı ve seçimleri önümüze koydu. Eğer hal böyleyse, nasıl olur da, genel seçimde bu kadar önemli olan sandık, yerel seçimlerde önemini kaybeder? Demokrasi aynı zamanda çoğulculuk ve çok seslilik demektir. Bunun bir yolu, parlamentoda her türlü görüşün temsil edilmesi ise, diğer yanı da, yerel düzeyde halkın dilediği kişiyi kendi yerel sorunlarını çözmek için belli organlara seçebilmesidir. Gücün aşırı temerküzü demokrasiden uzaklaşmanın en önemli işaretlerinden birisidir. Bu anlamda belediye başkanlarının görevden alınmaları, gücün aşırı temerküzünde yeni bir aşamaya işaret ediyor. Zaten var olan, süregiden bir eğilimin, yeni veçheler kazanmasına tanıklık ediyoruz. Bu açıdan da çok kaygı verici bir durumla karşı karşıyayız.   

Bu sitede yayınlanan yazılarla ilgili bütün sorumluluk yazarlara ait olup, Özgürlük Araştırmaları Derneği yazarların yazılarından doğabilecek hiç bir hukuki sorumluluğu kabul etmez. Kurumun web sitesine gönderilecek yazılar, editörler kurulu tarafından argümantasyon ve kanıta dayalı olarak değerlendirilir. Ancak düşünce özgürlüğü ilkesi gereği yazarın bakış açısına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Yazılar referans gösterilmeden basılamaz, kopyalanamaz ve paylaşılamaz.