Nesrin Nas

nesrinnas@ozgurlukarastirmalari.com

Mülakat: Yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Seçimleri, Dr. Nesrin Nas

YSK’nın kararı hukuki bir karar değildir. Politik bir karardır. Ancak iktidarın baskılarına dayanamayarak verdiği bu kararla demokrasi tarihimizin en önemli ve değerli kazanımını yok etmiştir.

Uzun bir süredir, Türkiye’de seçimler adil, dürüst, şeffaf ve eşit olmak gibi evrensel kriterlerin çok dışına taşmıştı zaten. Buna YSK adım adım izin vermiş, seçimlerin adil, dürüst, şeffaf ve eşit olmaması karşısında suskun kalmış, hatta kendi mevzuatına açıkça aykırı kararlar vererek, sayım esnasında dahi kuralları değiştirmişti. Ancak son İstanbul seçimlerinin hiçbir somut gerekçeye dayanmadan, sadece iktidar sözcüsünün “bir şeyler hissediyoruz” gerekçesini ciddiye aldıklarını gösterircesine iptal etmekle YSK, kendini de bir anlamda lağvetmiştir.

Her şeye dokunan 12 Eylül askeri yönetiminin dahi dokunmadığı YSK’ya dokunarak aldırdığı kararla, mevcut AKP-MHP iktidarı açıkça seçimle iktidardan gitmeyecek bir yapıyı kurumsallaştırma sürecinin de başladığını ilan etmiştir. Bundan sonra demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Kurulmak istenen yapı daha çok Max Weber’in new patrimonyal sultanizm adını verdiği yapıyı andırmaktadır. Yani ortada yazılı bir anayasanın olduğu, ancak bu anayasanın iktidarı bağlamadığı, ama halka iktidarın uygun gördüğü biçimde uygulandığı bir yapı. Bu yapı meşruiyetini korkuyla oluşturduğu dokunulmazlık gücünden alacak ve asla seçimle değiştirilemeyecek, iktidarın babadan oğula devredileceği bir yapı olacaktır korkarım...

Bu seçimim iptal edilmesi zorlaması aynı zamanda iktidarın önceliğinin sadece kendi iktidarını korumak istediğini söylüyor bize. Ekonomiden dış politikaya karşı giderek ağırlaşan ve kangrene dönüşen sorunlar iktidarın gündeminde önemli bir yer işgal etmiyor. İş insanından piyasanın her oyuncusuna, akademisyeninden sanatçı ve gazetecisine hatta sıradan vatandaşlara kadar korku uyandırarak ve korkuyu canlı tutarak iktidar gücünü koruma politikaları bundan sonra daha ağırlık kazanacaktır. Nitekim, iktidar ve bileşenleri kendilerini demokrasi ve hukukun sınırları içinde kalmaları için uyaran her kesime “haddinizi bilin” uyarısı yapmaktadır. Bu uyarılar bazen tehdit boyutuna varmaktadır. Tüm muhalifler bu baskıdan üzerine düşeni alacaklardır. Dolayısıyla bırakınız çoğulculuğu, demokrasinin “D” sinden bile bahsedemeyeceğimiz bir gelecekle yüz yüze kalma ihtimalimiz epey yüksektir.

Tekrarlanan İstanbul seçimi büyük ölçüde geleceğin nasıl şekilleneceğinin cevabını verecektir. Ya karanlık tünelde kalacağız ya da tünelin ucundaki ışığa gidecek yolu bulacağız. Ancak muhalefetin 31 Mart’a giden süreçte kullandığı strateji ve taktiğin aynısını kullanarak bu seçimi kazanma ihtimali düşüktür. Muhalefet, ahlaki ve vicdani üstünlüğünü Türkiye’nin iç barışını amasız fakatsız kuracak daha geniş bir koalisyon ile destekleyerek bu seçimi kazanabileceği gerçeğini görmek zorundadır. Her şey çok güzel olacak söylemi yek başına buna yetmeyebilir. Her şeyin nasıl çok güzel olacağının cevabı hem muhalefet ittifakının kapsamını hem de gücünü ortaya koyacaktır.

Bu sitede yayınlanan yazılarla ilgili bütün sorumluluk yazarlara ait olup, Özgürlük Araştırmaları Derneği yazarların yazılarından doğabilecek hiç bir hukuki sorumluluğu kabul etmez. Kurumun web sitesine gönderilecek yazılar, editörler kurulu tarafından argümantasyon ve kanıta dayalı olarak değerlendirilir. Ancak düşünce özgürlüğü ilkesi gereği yazarın bakış açısına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Yazılar referans gösterilmeden basılamaz, kopyalanamaz ve paylaşılamaz.