Bican Şahin

bicansahin@ozgurlukarastirmalari.com

Zenginliğin Kaynağı: Hukuk Devletine Dayalı Piyasa Ekonomisi (II)

Geçen haftaki yazımızda piyasa ekonomisi, hukuk devleti ve refah arasındaki ilişkileri analiz etmiş ve hukuk devletine dayalı piyasa ekonomisinin olmadığı bir yerde, Başbakan Yardımcısı Sayın Babacan’a referansla, “toplumda zenginlerin olabileceği ancak ülkenin zenginleşemeyeceği” tespitini yapmıştık.

2012 yılı verilerine dayanarak Fraser Enstitüsü tarafından hazırlanan 2014 yılı Dünya Ekonomik Özgürlük Endeksi’nde Türkiye, değerlendirmeye tabi tutulan 152 ülke arasında 10 tam puan üzerinden 7.03lük puanla 71. Sırada yer almaktadır.[1] Bu sıralama 2011 yılında 7.06lık skorla elde edilen 68.likten üç sıralık bir gerilemeye karşılık gelmektedir. Hemen ifade edilmelidir ki, Türkiye 2002-2012 yılları arasındaki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında, 2005 yılı hariç tutulursa, sıralamadaki yerini yıllık olarak olumlu yönde geliştirmiştir. Mesela 2003 yılında 127 ülke arasında elde edilen 95.likten, 2008 yılında 141 ülke arasında 75.liğe ilerlenmiştir. Bu çerçevede, 2011 yılı içinde alınan 7.06lık skor ile elde edilen 68.lik, 1970 yılına kadar geri giden endekste Türkiye’nin aldığı en iyi skor ve sıralamadır.

Peki, Türkiye açısından hukuk devleti cephesinde durum nedir? Bu konuda Amerikan Barosu’nun yürüttüğü Dünya Adalet Projesi çerçevesinde hazırlanan Hukuk Devleti Endeksi’ne referansla fikir yürütebiliriz.[2] Bu endeks de Ekonomik Özgürlük Endeksi gibi yıllık olarak hazırlanmaktadır. Endeksin temel bileşenleri arasında hükümetin yetkileri üzerindeki sınırlamalar; yolsuzluğun yokluğu; açık yönetim; temel haklar; kamu düzeni ve güvenliği; düzenleyici kurumların uygulamaları; özel hukuk ve ceza hukuku alanlarındaki durum değerlendirilmekte ve her ülke için 0 ile 1 arasında bir puan belirlenmektedir. 2014 yılı Hukuk Devleti Endeksi, 2013 yılının 3. Çeyreğinde toplanan veriler temelinde hazırlanmıştır.

Türkiye, 2014 yılı Hukuk Devleti Endeksi’nde değerlendirilen 99 ülke arasında 0.5 toplam puanla 59. sırada yer almaktadır. Türkiye, değerlendirmeye tabi tutulan hiçbir bileşende yüksek (iyi) kategoride yer almazken hükümetin yetkileri üzerindeki sınırlamalar, açık yönetim, temel haklar, kamu düzeni ve güvenliği alanlarında düşük; yolsuzluğun yokluğu, düzenleyici kurumların uygulamaları; özel hukuk ve ceza hukuku alanlarında orta düzeyde değerlendirilmiştir.

Görüldüğü gibi Türkiye, refahın olmazsa olmaz önkoşullarından olan ekonomik özgürlük ve hukuk devleti ilkelerinin her ikisinde de tatmin edici olmayan bir performans sergilemektedir. İşin daha kötüsü, Ekonomik Özgürlük Endeksi Gezi Süreci ve 17/25 Aralık Yolsuzluk Soruşturmaları başta olmak üzere 2013 ve 2014’te yaşananları; Hukuk Devleti Endeksi de 17-25 Aralık Süreci ve sonrasını henüz değerlendirmeye tabi tutmamıştır. Türkiye’de 2013 yazında başlayan Gezi Süreci’nden bu yana ekonomik, sivil ve siyasi özgürlükler alanında işler daha da kötüye gitmiştir. Hal böyle iken, 2015 ve 2016 yıllarındaki Ekonomik Özgürlük Endeksi ve Hukuk Devleti Endeksi’nde Türkiye’nin skorunun ve sıralamasının daha kötüye gitmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu da ekonomik gelişmeye olumsuz etki edecektir. Uluslararası yatırımcıların karar alma süreçlerinde etkili olduğunu düşündüğümüz bu endekslerde düzelme en erken 2017 yılından itibaren söz konusu olabilir. Bunun için de bugünden itibaren bu alanlarda kararlılıkla reform yapmak gerekir. Ancak, Hükümet’in öncelikli gündemini oluşturan Türk tipi başkanlık sistemini kurma, “paralel yapı” ile mücadele ve Barış Süreci başlıklarından ilk ikisinin bu endeksler açısından muhtemel etkisi olumsuz olacakken, başarı ile sonuçlandırılması halinde sonuncusunun olumlu etkisi olması beklenebilir. Sonuç olarak, Hükümet politikasında radikal bir değişiklik olmazsa Türkiye’nin önümüzdeki dönemde ekonomik özgürlük ve hukuk devleti alanlarında atılım yapması ve 2023 yılı itibarıyla “içinde zenginlerin olduğu bir ülkeden, toplumun genelinin zengin olduğu bir ülkeye geçmesi”ni beklemek aşırı bir iyimserlik olacaktır.

 

Newroz Piroz Be…

Bu sitede yayınlanan yazılarla ilgili bütün sorumluluk yazarlara ait olup, Özgürlük Araştırmaları Derneği yazarların yazılarından doğabilecek hiç bir hukuki sorumluluğu kabul etmez. Kurumun web sitesine gönderilecek yazılar, editörler kurulu tarafından argümantasyon ve kanıta dayalı olarak değerlendirilir. Ancak düşünce özgürlüğü ilkesi gereği yazarın bakış açısına herhangi bir müdahalede bulunulamaz. Yazılar referans gösterilmeden basılamaz, kopyalanamaz ve paylaşılamaz.